Cumhurbaşkanı ve bağımsız cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar, KIBRIS’a konuştu, rakibi CTP adayı Tufan Erhürman’ın açıklamalarını eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı ve CTP Cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman’ı “Sanki 62 yıldır Kıbrıs Türk halkına yöneltilen bütün düşmanlık, bütün haksızlık, bütün saldırılar, bütün sorunlar bir gecede çözülecekmiş gibi umut tacirliği yapıyor” sözleriyle eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Tatar açıklamasında;

“Halkımızı kandıramazsın”

KKTC’yi azınlık kurumuna indirgeme vaadi..
Tatar, Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk halkını seçim uğruna kandırma gayretinde ve KKTC’yi Rum’a bağlı bir azınlık kurumuna indirgemekten başka bir şey vaat etmiyor” diye konuştu.
Erhüman’ın siyasi başarısı sıfır…

“Kıbrıs Türk Halkı, Erhürman’ın yalanlarına bugüne kadar inanmadı, bundan sonra da inanmayacak” diyen Tatar, Erhürman’ın siyasi hayatında başarı sağlayamadığı anımsattı.

Umut tacirliği yapıyor..

“Sanki 62 yıldır Kıbrıs Türk Halkına yöneltilen bütün düşmanlık, bütün haksızlık, bütün saldırılar, bütün sorunlar bir gecede çözülecekmiş gibi umut tacirliği yapıyor.” diyerek eleştirilerini sürdüren Tatar,
Rum’la kahve içerek anlaşabileceğini sanmanın gafletlik olduğunu vurguladı.

Tatar’dan kritik sorular..

“Ustalarının, Talat’ın, Akıncı’nın yapamadığını sen nasıl yapacaksın? Kıbrıs Türkünün aleyhine olan federasyoncu statükonun devamından başka ne derdin var? Onların eksiği neydi de kendilerini Sarayönü’nde asmaktan bahsediyorlardı? Crans-Montana’da verilmeyen hangi tavizi vereceksin de Rum’u ikna edeceksin?

Cumhurbaşkanı Tatar’ın açıklamasının tam metni şöyle;

“Halkımızı Kandıramazsın”

“Erhürman, Kıbrıs Türk Halkını Seçim Uğruna Kandırma Gayretinde ve KKTC’yi Rum’a Bağlı Bir Azınlık Kurumuna İndirgemekten Başka Bir Şey Vaat Etmiyor”

“Kıbrıs Türk Halkı, Erhürman’ın Yalanlarına Bugüne Kadar İnanmadı, Bundan Sonra da İnanmayacak”

19 Ekim 2025’de gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi CTP’nin adayı Tufan Erhürman’ın yaptığı konuşmalara bugüne kadar hiç cevap vermedim. Çünkü sayın Erhürman o kadar çok atıp tutuyor ki sözlerinin gerçek bir karşılığı olmadığını o da içten içe biliyor diyordum. Ancak seçim tarihi yaklaştıkça ve Kıbrıs Türk Halkını bu mesnetsiz açıklamalarına ikna edemeyeceğini anladıkça o cephede işler artık iyice çığından çıktı ve uçuk kaçık iddialara sığınmak zorunda kaldı.

Unuttuğu şey ise Halkımızın bu yalanlara bugüne kadar nasıl inanmadıysa, bundan sonra da inanmayacak olmasıdır.

“Erhürman’ın Siyasi Başarısı Yazıyla da Rakamla da Sıfırdır”

Sayın Erhürman bugüne kadar girdiği hiçbir seçimde partisini birinci yapamamış, tam tersine oylarını düşürmüş bir siyasetçidir. 2020’de Cumhurbaşkanı adayı olmuş ancak daha ilk turda elenmiştir. Kendisinin yaklaşık 15 aylık bir Başbakanlığı da vardır. Bu dönemde Halkımız için hiçbir olumlu işe de imza atamamıştır.

Şimdi böyle düşük profilli siyasi kariyere sahip biri çıkmış geleceğe imza atmaktan, içi boş, tüketilmiş federasyon hamasetiyle Kıbrıs sorununu çözeceğini iddia ediyor. Sanıyor ki bu kez tutturacak. Lafla peynir gemisi yürüse, kendisi şu an bu duruma düşmezdi.

“Devletimizin İsmi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs Türkü de Bir Azınlık Toplumu Değil Egemen Bir Halktır”

Rum Polisi: Geçişlerle ilgili kurallarda bir değişiklik yok
Rum Polisi: Geçişlerle ilgili kurallarda bir değişiklik yok
İçeriği Görüntüle

Önce kendisine bir hatırlatmada bulunmak gerekiyor. Bu devletin adı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir. Oyuna talip olduğunuz insanlarımız da toplum üyesi değil, Kıbrıs Türk Halkıdır. KKTC Cumhurbaşkanlığı toplum liderliği değil, egemen ve bağımsız bir devletin en yüce makamıdır. Halkımızın iradesinin somutlaşmış halidir.

Bu Halk egemenliğine, özgürlüğüne ve kendi devletine sahiptir. Bizim mücadelemiz Rum’u ikna etmeye, başkalarına şirin görünmeye değil, kendi irademize dayanır. Kıbrıs Türk Halkının geleceği Rum’un merhametine, iradesine veya hatırla, tavizle iknasına bağlanamaz. Bizim yolumuz egemenlik yoludur. Devlet yoludur. Egemen Eşitlik yoludur.

“Erhürman’ı Rica Minnet İknaya Çalıştığı Rum Tarafı Bile Yalanlıyor”

Ama bakıyoruz, karşımıza çıkıp adanın tamamını Avrupa Birliği yapacaklarını söylüyorlar. Rum’un engellediği herkese, Annan Planı döneminde vaat ettikleri gibi, hayali havuzlu villa dağıtır gibi AB vatandaşlığı vereceklerini iddia ediyorlar.

Bu tutar yanı olmayan açıklamasına Rum tarafından gelen cevaplar da ortadadır. Rum kesiminde yayımlanan köşe yazılarında “sen seçilsen bile senin devletin yasadışıdır, yerleşikler vatandaş olamaz, önce bizim şartlarımızı kabul edeceksin.” diyorlar.

Sanki 62 yıldır Kıbrıs Türk Halkına yöneltilen bütün düşmanlık, bütün haksızlık, bütün saldırılar, bütün sorunlar bir gecede çözülecekmiş gibi umut tacirliği yapıyor. Rum liderliğinin tüm bu zulüm siyaseti sadece bu dönemde ortaya çıkmış gibi konuşuyor. Rum’un düşmanlık siyasetinden doğan sorunları bizim üzerimize yıkmaya teşebbüs ediyor.

Şunu herkes iyi bilsin ki, onurlu Kıbrıs Türk Halkı bu laflara kanmaz. Halkımız, duyguları üzerinden hamaset yapan, göz göre göre yalan söyleyen bu ucuz siyaseti çok iyi tanır. Türkiye kökenli kardeşlerimize yüzlerine baka baka yalan söyleme cüretinde bulunan bu zihniyeti şiddetle kınıyorum.

“Rum’la Kahve İçerek Çay İçerek Anlaşabileceğini Sanmak Gaflettir”

Bugün açıkça ve çekinmeden söylüyorlar. Göreve, bu devleti ortadan kaldırmak için talibiz, diyorlar. Çay, kahve içerek “Rum’u ancak ben ikna ederim” diyorlar. Daha vahimi ise Rum’un baskıcı ve düşmanca siyasetine, çocuklarımıza, gençlerimize, sporcularımıza, sanatçılarımıza, iş insanlarımıza, bütün vatandaşlarımıza uyguladıkları haksız ve hukuksuz ambargo ve izolasyonlara tek kelime edemiyorlar.

O zaman şu basit soruyu sormak da kaçınılmaz oluyor. Ustalarının, Talat’ın, Akıncı’nın yapamadığını sen nasıl yapacaksın? Kıbrıs Türkünün aleyhine olan federasyoncu statükonun devamından başka ne derdin var? Onların eksiği neydi de kendilerini Sarayönü’nde asmaktan bahsediyorlardı? Crans-Montana’da verilmeyen hangi tavizi vereceksin de Rum’u ikna edeceksin? Sen daha ne vereceksin? Yoksa “öğreten adam” edasıyla, ucuz hamasetle Halkımızı kandırabileceğini mi sanıyorsun?

“Erhürman, Rum’un Keyfine Göre Kurulmuş Mevcut Statükonun Devamıdır, Halkımızın Geleceğindeki Büyük Değişimden Yana Değildir”

Halkımızın büyük bir çoğunlukla evet dediği ancak büyük çoğunlukla hayır diyen Rum tarafına yarayan Annan Planı sonrasında Mehmet Ali Talat’ın gündeme getirdiği çapraz oy sistemi, Kıbrıs Türk halkının kendi liderini seçme iradesini doğrudan Rum toplumunun oy tercihlerine bağlayan bir modeldi. Talat ne demişti o zaman. “Kıbrıslı Türkler kendi liderini seçerken Rumlar da oy kullanacaklar ve onların da etkisi yüzde 20 olacak…”. Yani Kıbrıs Türk halkının lideri seçilmek için Rum seçmenin de onayını almak zorunda kalacaktı.

Bu model 2010’da 13 maddelik paketin içinde gündeme geldi. Talat, “federal devletin devamlılığı çapraz oydan geçer” dedi. O dönemde üyelerden biri olarak masada bulunan şimdiki muhalefet adayı ise “Kıbrıs Türk tarafı başkanlık sistemini kabul edecekse yüzde 20 formülü kabul etmek zorundadır” sözleriyle bunu savundu. Kendi halkının değil, Rum’un iradesini savundu.

Ben Ersin Tatar olarak dün ne dediysem bugün de aynı noktadayım. İçi boş, tükenmiş, federasyon hamaseti defterini bir daha açılmamak üzere kapattım. Adadaki statükonun sadece ve sadece Rum’un yararına olduğunu bilerek, bu adaletsiz düzeni değiştirmek için iki devletli vizyonumuzu Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin de tam desteğini alarak uygulamaya koydum. Başım dik, egemenliğimizi, devletimizi her platformda dile getirdim ve savundum. Halkımızın iradesiyle tescillenen bu yeni vizyonumuzu defalarca kayda geçirdim.

“Kendi Halkının Kendi Devletinin Başardığı Her şeyi Küçümsemek Erhürman’ın Nafile Saplantısıdır”

Bu dönemde hiçbir şey yapılmamış diyorlar. İnsanların aklıyla dalga geçmeye devam ediyorlar. Yeni vizyonla bu dönemde üç zirve yapıldı. BM Genel Sekreteri bu zirvelerin tümüne bizzat ev sahipliği yaptı. Garantör Anavatanlar da Dışişleri Bakanları düzeyinde bu zirvelerde yer aldı. Üçüncü garantör Birleşik Krallık 2021’de Dışişleri Bakanı düzeyinde, diğer ikisinde Avrupa Bakanı düzeyinde katıldı.

Yine bu dönemde Sayın BM Genel Sekreteri Kişisel Temsilci atadı. İlk 6 aylık görev süresinde yeni ve resmi bir sürece geçilebilmesi için taraflar arasında ortak zemin olmadığını raporladı. Yani statükonun simgesi federasyonun artık ortak zemin olmadığı açıkça kayıtlara geçti.

KKTC Cumhurbaşkanı olarak bizzat imzamla başlattığım süreçle Türkiye Cumhuriyeti’nin, özellikle de Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın üstün gayretleriyle Türk Devletleri Teşkilatı’na anayasal ismimizle KKTC olarak gözlemci üye olduk. Türk Devletleri Teşkilatı ve Azerbaycan’la kurduğumuz ilişkiler sayesinde bugün kurumlarımızın önünde yeni kapılar açıldı. En üst düzeyde karşılandığımız zirvelere katıldık. Hak ettiğimiz statüyü tesis etmek için çabaladık. Zorluklar olmadı mı, oldu. Yıldık mı, asla.

Bunu bile küçümsemeye kalktılar. Rumların aracılığıyla davet aldıkları yerleri överken yeni statümüzü küçümsemeye, aşağılama noktasına kadar vardılar. Bizimle iletişim kuran devletlere hakaret etmeyi göze alacak kadar fütursuzca konuştular. Peki ne için? Bunları yaptınız ve yapmaya devam ediyorsunuz? Elinize ne geçti? Ben söyleyeyim; Hiçbir şey.

Bu eski statükocu zihniyete göre devlet olmamalı. Bu eski statükocu zihniyete göre halk değil, toplum olmalı. Bu zihniyete göre egemenlik değil, teslimiyet olmalı. Bunların hepsi denendi. Halkımız her tavizi verdi, her müzakereyi denedi. Sonuç alabildik mi? Karşı taraftan Halkımızın kalıcı refahı ve gelişimi için neyi alabildi bu statükocu, içi boş federasyoncu zihniyet? Hiçbir şey.

“Rum’a Rica Minnet Dönemi Bitmiştir, Herkes Bunu Böyle Bilsin”

Kıbrıs Türk halkı artık geriye dönmez. Halkımız, egemenliğini asla ve asla Rum’a teslim etmez. Bu devlet ortadan kaldırılamaz. Bizim yolumuz kendi irademizle kendi geleceğimizi kurmak yoludur. İşbirliğine varız. Diyaloğa varız. İki tarafın çıkarına olacak projelere varız ama irademizi, egemenliğimizi ve devletimizi teslim etmeye yokuz.

Dünya konjonktürünü okumaktan aciz bu bildik, eski zihniyet, Annan zamanı vaatleriyle halkımızı kandırma cüretinde bulunmaya devam ediyor. Rum’un düşmanlığını örterek, suçluluk psikolojisi ve rahatsız edici bir kibirle tükenmiş federasyon ezberini çözüm diye pazarlamaya çalışıyor. Biz yalnızca hakkımız olanı istiyoruz, fazlasını değil. Tarihsel haklarımızı, hukukumuzu kimsenin seçim palavralarına meze etmeyiz, ettirmeyiz. Herkes bunu böyle bilsin. Tarafını da buna göre seçsin.”